Orta Doğu’daki gerginlikler petrol fiyatlarını yükseltirken, Fed ve ECB başta olmak üzere merkez bankalarının para politikası beklentileri sıkılaşma yönünde değişti.
Orta Doğu’daki jeopolitik gerginliklerin artması ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapalı tutacağına yönelik açıklamalar, küresel enerji piyasalarında risk algısını yükseltti. Artan petrol fiyatları, enflasyonist baskıları tetikleyeceği endişesiyle ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) başta olmak üzere büyük merkez bankalarının para politikası beklentilerini değiştirdi. Bu gelişmeler, faiz indirimi öngörülerini ertelerken, bazı bankalar için sıkılaşma ihtimallerini güçlendirdi.
Para piyasalarındaki güncel fiyatlamalar, ABD Merkez Bankası’nın yılın ilk faiz indirimini temmuz toplantısında yapacağı beklentilerini eylül ayına öteledi. Yıl genelinde beklenen gevşeme adımı sayısı ise iki yerine bire düştü. Avrupa Merkez Bankası’na ilişkin tahminlerde ise bankanın yılın ilk yarısında tekrar sıkılaşma sürecine girebileceği yönünde fiyatlamalar öne çıktı.
Yatırım Finansman Strateji ve Yatırım Danışmanlığı Yönetmen Yardımcısı Makbule Deniz, enerji fiyatlarındaki yeni dalganın beklentilerin üzerinde etkili olduğunu belirtti. Deniz, merkez bankalarının yeniden temkinli ve sıkı para politikası eksenine girebileceklerini ifade etti.
Makbule Deniz, küresel finans piyasalarında 2026 yılının büyük merkez bankalarının para politikalarındaki ayrışma temasıyla başladığını ancak jeopolitik risklerin tetiklediği enerji fiyatlarındaki artışın bu tabloyu hızla değiştirdiğini dile getirdi. Deniz, “İngiltere’de BoE’nin temkinli duruşu, Japonya’da BoJ’un zayıf yen ve enflasyonist baskılar karşısındaki faiz artırımı hazırlığı, Avrupa’da ECB’den gelen şahin açıklamalar ve Fed’in bekle-gör politikası küresel likiditeyi şekillendirirken enerji fiyatlarındaki yeni dalga, merkez bankalarını yeniden temkinli ve sıkı para politikası ekseninde birleştirmiş durumda” değerlendirmesini yaptı.
Orta Doğu’da tırmanan gerginlik sonrası Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin durma noktasına gelmesi ve Katar’ın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) üretimini durdurma kararının, enerji piyasalarında “arz şoku” yarattığını aktardı. Enerji maliyetlerindeki artışın gelişmiş ekonomilerde enflasyon beklentilerini yukarı çektiğine işaret eden Deniz, analizlerin petrol ve doğal gaz fiyatlarında her 10 dolarlık kalıcı bir artışın, nakliye ve sigorta maliyetlerindeki ek yüklerle birlikte, ortalama yıllık enflasyonu yaklaşık 0,5 ila 0,7 puan artırdığını gösterdiğini vurguladı.
ABD özelinde petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artışın enflasyona yaklaşık 0,2 puanlık doğrudan katkı yaptığının hesaplandığını belirten Deniz, benzin fiyatlarındaki yükselişin Fed tarafında temkinli yaklaşımı beraberinde getirebileceğini söyledi. Swap piyasalarında Fed’e yönelik faiz indirimi beklentileri eylül ayına ötelenmiş durumda.
Deniz, enerji şokunun, özellikle enerjide dışa bağımlı Avro Bölgesi açısından önemli bir makroekonomik belirsizlik olduğuna dikkati çekti. Avrupa Merkez Bankası’nın 2026 yılı enflasyon tahminlerinde Brent petrolün 62,50 dolar, doğal gazın ise 29,6 avro/megavat saat olacağı varsayımına dayanıldığını kaydeden Deniz, güncel piyasa koşullarında tahminlerin aşılmasının ECB tarafında ihtiyatlı yaklaşımı beraberinde getirebileceğini dile getirdi. Swap piyasalarında ECB’den mart ayı faiz kararında pas geçmesine kesin gözüyle bakılırken temmuz ayına kadar iki faiz artışı fiyatlamaların içerisine girdi.
İngiltere Merkez Bankası (BoE) tarafında faiz indirimi beklentilerinin yerini daha temkinli fiyatlamalara bıraktığını anlatan Deniz, mart toplantısında bankanın pas geçmesinin beklenirken yıl sonlarına doğru 10 baz puanlık faiz artırımı ihtimalinin fiyatlamalar dahilinde bulunduğunu ifade etti. Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) ise gelecek hafta gerçekleştireceği toplantıda faiz oranlarını sabit tutmasının beklendiğini, ancak nisan ayında yeni faiz artırımına gideceğine dair öngörülerin güç kazandığını belirtti.
Deniz, zayıf seyreden Japon yeni ve yükselen enerji fiyatlarının BoJ’un daha sıkı para politikası güdeceğine ilişkin beklentileri artırdığını aktardı. Swap piyasasındaki fiyatlamalar, son dönemdeki şahin açıklamalar ve ekonomik verilerin etkisiyle BoJ’un nisan ayında 25 baz puanlık faiz artışı ihtimalini yüzde 62 seviyelerinde fiyatladı. Arz yönlü şoklarla başa çıkmak için sadece para politikası adımlarının yeterli olmadığını dile getiren Deniz, eş güdümlü mali teşviklerin de destekleyici ve daha önemli olduğunu vurguladı.
Banka başvurularından burs ve yardım başvurularına, iş fikirlerinden ekonomiye kadar geniş kapsamlı içerikler sunan platform.