Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2. İletişim Şûrası’nda dezenformasyonla mücadeleyi milli güvenlik meselesi olarak gördüklerini belirtti. Dijital egemenliğin önemine dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2. İletişim Şûrası’nda yaptığı konuşmada, dezenformasyonla mücadelenin ülke, demokrasi ve toplumsal barış açısından bir millî güvenlik meselesi olduğunu vurguladı. Erdoğan, günümüzde dezenformasyonun yanlış bilgi yaymanın ötesine geçerek toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüştüğünü belirtti.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen 2. İletişim Şûrası’nın açılış programına katılan Erdoğan, 23 yıl önce ilkinin yapıldığı şûranın, değişen şartlar karşısında iletişim ekosistemine yeni bir ufuk çizecek kapsamlı bir toplantı ihtiyacını karşıladığını ifade etti. Şûra’nın 1,5 yıllık hazırlık sürecinde 425 uzmanın 16 çalışma grubunda görev aldığını ve kamu kurumları, üniversiteler, medya ve sivil toplum kuruluşlarının aktif rol üstlendiğini aktardı. Erdoğan, kamu diplomasisi, yapay zekâ, dezenformasyonla mücadele, afet ve kriz iletişimi gibi birçok başlığın ele alındığı oturumları son derece kıymetli bulduğunu söyledi.
Erdoğan, bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemde, yeni medya araçları ve dijital platformların bilginin üretim ve dolaşım hızını artırdığını dile getirdi. Yapay zekâ modellerinin birçok alanda avantaj sağladığını ancak aynı zamanda düşünme ve olayları ele alma biçimlerini etkilediğini belirtti. Özellikle sosyal medya mecralarının, hangi konunun ne kadar durulacağını, meseleye nasıl yaklaşılacağını belirlediğini, hatta geçmişi tahrif ederek muhayyel bir tarih ve ruhsuz bir kimlik inşa ettiğini söyledi. Bu durumun bireysel ve toplumsal ölçekte değerleri ve kültürü tahrip etme riski taşıdığını ifade etti.
Olgu ve algı arasındaki makasın açıldığı bu süreçte, kitlelerin “algoritma faşizmi” denilen bir cendereye sıkıştırılmaya çalışıldığını belirten Erdoğan, bu süreçte en fazla zarar gören kavramın hakikat olduğunu söyledi. İletişimin temel amacının doğru ve güvenilir bilgiyi muhatabına en kısa sürede ulaştırmak olduğunu vurgulayan Erdoğan, dezenformasyon ve manipülasyonun bilgiyi güç olmaktan çıkarıp güçsüzlüğün kaynağı haline getirdiğini, bu gerçeği Kovid-19 salgını, orman yangınları ve 6 Şubat depremlerinde yakından yüzleştiklerini dile getirdi.
Erdoğan, 6 Şubat depremleri sürecinde içeriden ve dışarıdan yoğun iletişim saldırılarıyla karşılaştıklarını, yalan haberler, provokasyonlar, karalama kampanyaları ve algı oyunlarıyla sinsi operasyonlara maruz kaldıklarını aktardı. Milletin iyi niyetinin istismar edildiğini, resmî kurumların iftiralarla töhmet altında bırakıldığını, halkı paniğe sürüklemeye dönük tezviratlar üretildiğini belirtti. Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanların yargı önünde hesap verdiğini ve sui misalin emsal olmaması için hukuk zemininde ne gerekiyorsa yapılacağını vurguladı. Dezenformasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi.
Erdoğan, askeri güç, aile yapısı, kurumların sağlamlığı, doğal kaynaklar ve ekonomi ne kadar güçlü olursa olsun, hakikati muhafaza edemeyenlerin müreffeh bir geleceği inşa edemeyeceğini belirtti. Yalanın hızla yayıldığı bir dünyada hakikat mücadelesinin öneminin arttığını ve bu nedenle dijital egemenliği temin ve tahkim etmenin birinci öncelikleri olduğunu söyledi. Güçlü ve güvenli bir iletişim altyapısının dijital egemenliğin kritik enstrümanlarından biri olduğunu belirten Erdoğan, iletişim vizyonunu hayata geçirmelerinin önemine değindi. İletişimi sadece teknoloji parantezinde ele almanın mümkün olmadığını, kamu diplomasisinden ekonomik büyümeye, kriz yönetiminden mesajların doğru aktarılmasına kadar geniş bir alanı kapsadığını ifade etti.
İletişimde başarının sadece görünürlükle sınırlı olmadığını, asıl başarının görünür olurken insan onurundan, mahremiyetten ve hakikatten ödün vermemek olduğunu vurgulayan Erdoğan, mahremiyetin aşındığı çağda hakikati, mahremiyeti ve toplumsal güveni koruyan bir dijital iletişim ekosistemi inşa etmenin temel hedefleri olduğunu söyledi. İnsanı ve insani değerleri yok saymayan, hak ve hakikati esas alan, teknolojiyi doğru kullanan, medeniyet değerlerinden beslenen bir anlayışla kendi iletişim modellerini biçimlendirmeye devam ettiklerini belirtti. Kendi uyduları üzerinden 5 milyar insana ulaşma imkanına sahip olduklarını ve kimlik, kültürü, tarihî ve millî değerleri yansıtan yapımların dünyanın dört bir yanında beğeniyle izlendiğini aktardı.
Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nı inşa ederken medeniyet değerlerinden beslenen bir hikâyeyi, köklü bir hafızayı ve geleceğe yön veren güçlü bir vizyonu hayata geçirdiklerini belirterek, şûranın bu hedefe giden yolda atılmış çok anlamlı bir adım olduğunu ifade etti. Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ressam Kenan Işık’ın Ayasofya tablosunu Erdoğan’a hediye etti.
Banka başvurularından burs ve yardım başvurularına, iş fikirlerinden ekonomiye kadar geniş kapsamlı içerikler sunan platform.