Cumhurbaşkanı Erdoğan, medya ve yazarlarla iftarda buluştu. Dezenformasyonla mücadelede basının rolünü vurgulayarak daha aktif katılım istedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Mart 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Gazeteci ve Yazarlarla İftar Programı”nda önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, medya kuruluşlarının “her cephede verilen hakikat savaşı”nda daha fazla inisiyatif almasını, aktif ve etkili olmasını beklediğini belirtti. Bu çağrı, dezenformasyonla mücadele ve küresel meselelerde doğru bilginin yayılması ihtiyacına vurgu yaptı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içi ve yurt dışında büyük bir gayretle görevlerini ifa eden tüm basın emekçilerine şahsı ve millet adına teşekkürlerini iletti. Yalnızca haberin değil, doğru ve güvenilir bilginin de peşinde koşan basın mensuplarının Ramazan Bayramı’nı tebrik etti. Geleneksel medya ve dijital mecralarda çalışan tüm gazeteci ve yazarları kapsayan bu tebriklerini yineledi.
İftar programında hayatını kaybeden basın mensuplarını da anan Erdoğan, Sabah Gazetesi’nin kıdemli muhabiri ve fotoğraf editörü Murat Keklikçi’ye rahmet diledi. Filistin başta olmak üzere çatışma bölgelerinde görev yaparken can veren tüm medya mensuplarına şükranlarını sundu. Özellikle İsrail’in Gazze’deki eylemlerini dünyaya duyurmaya çalışırken şehit olan 275 gazeteciyi saygıyla yad etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, gazeteci ve yazarların toplumun bir anlamda hafızasını teşkil ettiğini ifade etti. Günün sıcak gelişmelerini kayda geçirmenin ve yaşanan çağın entelektüel izlerini geleceğe taşımanın büyük bir sorumluluk gerektirdiğini vurguladı. Bu mesuliyetin bazen bir haber cümlesinde, bazen bir manşette veya bir köşe yazısında kendini gösterdiğini belirtti.
Erdoğan, basın mensuplarının eleştirerek, sorgulayarak veya takdir ederek hayati bir kamu hizmeti gördüğünü söyledi. Çağımızın baş belası haline dönüşen dezenformasyonla da mücadele ettiklerini aktardı. Haberlerin kaynağına inerek en objektif ve güvenilir bilgiyi millete aktarmak için hassasiyetle hareket edildiğini dile getirdi.
Enformasyon akışının tarihte hiç olmadığı kadar hızlandığı bir dönemi yaşandığını belirtti. Ancak bu hızın aynı zamanda yanlış, taraflı, zararlı ve maksatlı içeriklerin yayılmasını kolaylaştırdığını ifade etti. Teyit mekanizmasının sağlıklı işlemesinin önüne geçilebildiğini söyledi. Erdoğan, “Doğru ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı üç kez dolaşır” sözünü hatırlatarak, “hakikat ötesi çağ” olarak adlandırılan bir dönemin içinde olunduğuna dikkat çekti.
İletişim Başkanlığı ve devletin diğer kurumlarının dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ettiğini ve etmeye devam edeceğini vurguladı. Bu mücadelenin başarıyla yürütülmesi noktasında gazetecilere de önemli görevler düştüğünü bildirdi. Erdoğan, kalem ve fikir erbabının seçtiği kelimelerle, yazdığı yazılarla bu tehditlerin önüne geçmesinin son derece mühim olduğunu ifade etti.
Ülkeye yönelik beşinci kol faaliyetlerini, algı mühendisliklerini ve Türkiye’nin imajını hedef alan karalama kampanyalarını, medyanın güçlü desteğiyle daha kolay ve hızlı engelleyeceğine inandığını dile getirdi. Her cephede adeta bir hakikat savaşı verilen bu dönemde, medya kuruluşlarının daha fazla inisiyatif almasını beklediklerini yineledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen küresel sistemin tarihi bir kırılma yaşadığına işaret etti. Gerçeklerin dünya kamuoyuna duyurulması gerektiğini belirtti. Şu anda bölgede İsrail’in öncülüğünde yıkıcı bir savaş yaşandığını anımsattı.
Masum çocukların okullarında acımasızca katledildiğini, insanların asırlardır sahibi oldukları topraklarından göç etmeye zorlandığını dile getirdi. İsrail’in ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’yı 17 gündür Müslümanların ibadetine kapalı tuttuğunu belirtti. Gazze’yi, Yemen ve Lübnan’ı, son olarak da İran’ı hedef alan saldırıların sadece güvenlik amacı taşımadığını ifade etti.
Erdoğan, eline güç geçmiş, kendilerini diğer insanlardan üstün gören bir şebekenin bölgeyi adım adım felakete sürüklediğini savundu. Bu barbarlığın ve cinnet halinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılmasının önemine dikkat çekti. Türkiye’nin dünya genelinde söz ve etki sahibi bir ülke olarak ufkunu genişletmesi gerektiğini vurguladı.
Sınırların ötesinde takip edilen gazetelere, gazetecilere ve televizyonlara sahip olunması gerektiğini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, meslekte kıdemli gazetecilerin hem çalıştıkları kurumları hem de kendilerini bu noktada bir eğitmen, daha doğrusu bir mentör olarak görmesi gerektiğine inandığını ifade etti.
Türkiye’nin ve geniş coğrafyanın fikri hür, kalemi özgür, zihni berrak, vicdanlı, donanımlı ve milletin değerlerinden beslenen gazetecilere ihtiyacı olduğunu kaydetti. Bu gazetecileri yetiştirecek olanların basın mensupları olduğunu belirtti. Bu hedef doğrultusunda ortaya konulacak çabalarda daima yanlarında olacaklarını ifade etti.
Türkiye’nin uzun yıllar özlemini çektiği özgür ve çoğulcu medya atmosferine artık sahip olduğunu söyledi. Geçmişte televizyon ekranlarının, gazete köşelerinin ve dergi sayfalarının on yıllar boyunca tek tipçi, tek sesli ve üstenci bir zihniyetin inhisarına mahkum olduğunu hatırlattı. Farklı seslerin susturulduğunu ve halkın tarafsız haber alma hakkının engellendiğini belirtti.
Erdoğan, manşetleriyle hükümet kurup hükümet deviren medya baronlarının eski Türkiye’de kaldığını vurguladı. Millete parmak sallayan, millete tepeden bakan vesayetçiler adına milli iradeye ve siyaset kurumuna ayar veren medya düzeninin geride kaldığını ifade etti. Kalemini ve köşesini antidemokratik güç odaklarına kiralayan silahşörlerin de artık geride kaldığını belirtti.
Haber bültenlerinde cuma namazına giden öğrencilerin hedef gösterildiği karanlık günlerin, figürleri ve figüranlarıyla birlikte sona erdiğini söyledi. Bugün her bakımdan daha özgür, daha çoğulcu ve daha renkli bir basın ve yayın iklimine sahip olunduğunu sözlerine ekledi. Bu iklimi koruyup güçlendirme arzusunda olduklarını ifade etti.
Banka başvurularından burs ve yardım başvurularına, iş fikirlerinden ekonomiye kadar geniş kapsamlı içerikler sunan platform.